h1

TV’de Ratingler ve Ölçüm Üzerine

May 13, 2011

“Rating” televizyonu izleyen izlemeyen herkesin mutlaka bilgiği bir sözcüktür. Bu kelimeyi aynı zamanda diğer hayatımızın birçok alanında da sık sık kullanırız. Çok bilinen bir şeyi anlatırken ratingi yüksek deriz ve herkes tarafından bilindiğini vurgularız. Televizyon alanında bakacak olursak  “rating” kısaca programların izlenme oranlarını bizlere gösteren sayılardır. Bu sayılar o kadar önemlidir ki  medya patronları ve yapımcılar ratinglere bakarak yayınlarının başarılarını ölçerler. Yapımcılar, oyuncular ve bu sektörde çalışan hemen herkez mutlaka rating kaygısını üzerinde hisseder çünkü ratingi düşük olan yapımlar televizyonda çok fazla yaşayamazlar. Bu yüzden de ekranlarda rating için her türlü savaş yapılmaktadır. Amaç her zaman ilgi çekmek ve daha fazla izlenmek olduğu için çoğu zaman kaliteli yayıncılık ilkesi geri plana atılarak sadece popüler kültürden beslenen yayınlar izleyiciye sunulur. Toplumun eğitim seviyesi ve geliri genel anlamda düşük ise bu tür kalitesiz ama skandalı bol yapımların sayesinde kısa zamanda başarıya ulaşılır. Buna en iyi örnek olarak son günlerde basına manşetler halinde çıkan Nihat Doğan ve Pascal Nouma kavgasını gösterebiliriz. Görüldüğü gibi medyada sürekli yer bulması planlanan bu olay, gazetelerin sayfalarında sürekli insanlara sunularak programa rating kazandırılmak istenmektedir. Halbu ki gündem de hiç bir önemi ve değeri olmamasına rağmen eğitim seviyesinin düşüklüğünden yararlanan program, skandal unsurunu kullanarak ratingini arttırmaktadır. Reality şovların da zaten amacı bu tür olayları tasarlayıp ekrana getirmektir. Benim kendi düşüncem bu tür olayların çoğunda önceden bir planlama olduğudur.

İşte bu kadar hayati bir öneme sahip olan ratingler ticari kanalların hayat damarları oldukları için tüm yapımcılar tarafından çok yakından takip edilirler. Televizyon kanalları bulundukları toplumun genel yapısına uygun her türlü programı ekrana getirerek ratingini artırmaya çalışırken kazanılan rating başına da reklam verenlerden oldukça yüksek paralar elde edilir. Bu durum hem Türkiye’de hem de dünyanın diğer ülkelerinde aynı mantık ile devam etmektedir. Durum bu kadar önemli olunca da kimse ratingini kaybetmek istemez ve bu rating ölçümleri konusunda istemez ortaya çeşitli olumsuz söylentiler çıkmaktadır.

Peki rating nasıl ölçülür? Bu ölçümler ne kadar güvenilir? işte gerçek sorular bunlardır. Çünkü Türkiye’de rating sadece 2000 (2201 ev ) küsür haneye yerleştirilmiş 2801 adet elektronik alet kullanılarak dünyaca ünlü medya şirketi Nielseni tarafından ölçülmektedir. Bu aletler bulundukları evlerin sosyal yapısına göre farklı ölçümler yapmaktadırlar. 80 milyona yaklaşan bir Türkiye’de 2801 adet makinanın verdiği bilgiler ile tüm televizyon hayatımız şekillenmektedir. Son günlerde nette bu konular hakında okuduktan sonra gördüm ki çoğu kişi yapılan ölçümlerden pek memnun değil. Bunun sebebinin ise yeteri kadar objektif olmamaları yüzünden kaynaklandığını fark ettim. 2000 küsür makinanın nerelerde olduğunu bilen kişilerin bu ailelere ücret dahi ödeyerek kendi kanallarını izlemelerini  istemeleri (Bir idda) ise ayrı bir soru işareti olarak kafamda belirdi. Eğer durum böyle ise, milyonlarca dolarlık reklam pastasını kaybetmek istemeyen kanallar güçlerini makinalar üzerinde kullanabilirler. Bu sayede kendi programlarına yüksek rating alarak kazaçlarını garanti altına alırlar. Ne kadar doğru bir idda bilemiyorum ama oldukça düşündürücü ve korkutucu.

Kaldı ki makinaların hangi standardlardaki ailelere verildiğini öğrenebilirsek o zaman ölçümler hakkında çok daha iyi bir tespitte bulunabiliriz. Örneğin bu makinalar eğer genelde düşük gelir ve eğitimsiz ailelere verildiyse çıkacak sonuçlarda kadın programlarının, kavga ve skandal yayınların daha çok izlendiği sonucu ortaya çıkarken, daha eğitimli tabakaya verildiği zaman çıkan sonuç ise oldukça farklı olacaktır. İşte bu yüzden de yapılan rating ölçümleri kısmen bir doğruluk payına sahip olmaktadırlar. Türkiye gibi sosyal tabakalar arasında hem eğitim hem de gelir olarak uçurumlar bulunan ülkelerde kitlelerin izledikleri programlarda da büyük tutarsızlıklar olmaktadır. Bu yüzden yapılması gereken en azından bu aletlerin eşit sayıda aynı tabakaya mensub aileler arasında paylaştırılması olacaktır. Ayrıca büyük şehirlerde bir kaç ayda bir yapılacak anketler ile detaylı bilgiler toplanabilir. Tüm bunlara ek olarak internetten de gelecek olan oylama sonuçlarına göre daha sağlıklı bir rating ölçümü yapılabilir. Aksi halde sadece bir kesimin izlediği programlar tüm Türkiye’ye bölünür ve ortaya düşük kalite de programlar çıkar.

Sonuçta biz  RENKLİ TELEVİZYON konsepti ile  televizyona iş yapan isimler olarak bu alanda her ne kadar rekabet olduğunu bilsek de, izleyicilerimize daha kaliteli ve eğlenceli programlar izletmek istediğimiz için ölçümlerin en doğru şekilde yapılmasını destekliyoruz. Bu sayede hem ülkemizin televizyon programları çeşitlenecek hem de ortaya daha güvenilir bilgiler çıkacaktır.

Saygılarımla,

Rıfat Karlova

http://www.rifatkarlova.com

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: