h1

1 Ay İçinde Türkiye’deki Televizyon Gözlemlerim

September 13, 2010

1 Ay İçinde Türkiye’deki Televizyon Gözlemlerim

Uzun süredir Uzakdoğu’da olduğum için Türkiye’deki televizyon ve eğlence endüstrisinde olan bitenlerin hepsini incelemeye pek zamanım olmuyor. Kendi televizyon ve sahne kariyerimin koşturmacasını da hesaba katarsak zaten koca endüstiriyi de A’dan Z’ye incelemek de kolay gözükmüyor. Ayrıca diğer dünya ülkelerinde de olan gelişmeleri de izlemeye çalıştığımız için her alanda yazı yazmak da imkansız bir hale geliyor. Yinede “Renkli Televizyon” olarak içeriğimizi geliştirmeye ve dünya televizyon endüstrisine Uzakdoğu arenasından bakmaya gayret ediyoruz ve bu yazılanları da endüstri ile ilgisi olan ya da olmayan herkes ile paylaşıyoruz. Yaz tatilim ve medya kuruluşlarının bazıları ile görüşmeler için geldiğim Türkiye’de kaldığım 1 ay içinde hem yazılı medyanın hemde televizyonun içerisinde yer alarak kısa ama güzel tecrübeler elde ettiğimi düşünüyorum. Bu 1 aylık kısa zaman dilimi boyunca özellikle kanallarımızın yapısı, üretilen programlar ve ekrana gelen diğer yapımlarımızı da belli ölçek altında daha yakından gözlemleyebildim. Yaz sezonu olduğu için üretim her ne kadar kış sezonuna oranla çok yoğun olmasa da görüşlerimi belli başlıklar altında aktarmaya çalışacağım. Dileğim her zaman söylediğim gibi, Türk televizyonculuğunun önünü açabilecek projelerin içinde yer almak ve eleştirilerimi de bu doğrultuda biçimlendirerek kırıcılıktan uzak ve onarıcı bir şekilde yazarak endüstriye uluslararası bir bakış açısı kazandırmak.

Haber bültenleri: Ülkemizdeki haber bültenlerini içerik olarak ne yazık ki epey moral bozucu gördüm. Bunun sebebini, yaşanan kötü olayların sert ve stres katacak biçimde sunuluyor olması olarak görüyorum. Haber bülteninin başında başlayan gergin anlatış, haberlerin içeriğinin kötü haberlerle dolu (cinayet, terör,kavga,saldırı vb) olması yüzünden izleyenleri de ister istemez tartışmanın içine çekiyor ve toplumumuzda asabiyet doğuran sebeblerin başında geliyor. Örneğin Uzakdoğu’da suç oranları Türkiye’den epey düşük olması ve insanların gereksiz asabi olmaması nedeniyle haber bültenleri daha yumuşak bir hava içinde geçiyor. Elbette ki siyaset haberleri ve diğer kötü haberler de oluyor ama aktarılış biçimi epey farklı. Bunun yanında çok büyük haber niteliği taşımayan onlarca yemek, gezi, kültür vb olaylar da (Özellikle Tayvan’da) haber bültenlerinde daha çok çocuksu tabir edebileceğimiz şekilde aktarılıyor. Kıta Çin’de ise haberler de devletin kontrolünde olduğu için halka sürekli Çin’in başarı ve atılım haberleri izlettiriliyor. Ülkemizdeki haber kanallarının özel kanallardan daha sağlam haber yapısı olduğunu ve haber aktarımlarını daha aktif yaptıklarını düşünüyorum. Özel kanallarımızın bazılarında ne yazık ki yetersiz sunucuların olması da haber bültenlerinin akıcılığını etkiliyor. Bunun yanında yine haberi aktarırken arka planda konuşan kişilerin ses tonu ve eklenen müzik de ne yazık ki izleyici için stres yaratan faktörlerin başında yer alıyor. Bunun yanında bazı sunucuların kalitesi hemen belli oluyor. Haberler çok hızlı bir biçimde servis ediliyor ve her görüşten isimleri izleyici izleme şansına sahip bulunuyor. Haberlerimizin içerik olarak daha pozitif haberleri yansıttıkları zaman izleyici ve halkımızın da daha yumuşak bir ortama kavuşacağını düşünüyorum.

Diziler: Dizilerimizi yaratan senaristlerin başında inanılmaz ağır bir yük var. Dünyanın hiç bir yerinde belki de 2 hatta 3 saatlik diziler yayınlanmazken bizim ülkemize yayınlanan dizi süreleri ne yazık ki yaratıcılığı etkiliyor. Senaristler uzun senaryoları yazmak ve konuları uzatmak durumunda kaldıkları için pek çok dizinin gereksiz ve sıkıcı bir hal aldığını düşünüyorum. Konu dönüyor dolaşıyor başka bir yere atlıyor ama bağlanmadan yine geriye geliyor. Karakter olarak epey neşeli karakterler gördüm, oyuncularımızın epey yetenekli oldukları kesin ama onlarında uzun senaryolar karşısında enerjilerini tam yansıtamadıklarını düşünüyorum. Dizi içersinde gelişen konular genelde normal hayatımızın içinden ya da romanlardan alınan bilindik ve birbirbine benzer konular. Hayal gücü çok fazla zorlanmıyor sanırım. Örneğin “Prison Break”, “Dexter”, “X-Files” gibi yüksek bütçeli dizilerin içerisindeki konular, kafaları ve yer yer denklemleri zorlayacak seviyelere ulaşıyor. Bunun elbette ki maddi olarak güçlü olmalarından kaynaklandığını söylesek de ,yaratıcılık da işin içinde çok önemli bir yer kaplıyor. Kısa ama öz senaryolar yüksek kalitede çekiliyorlar ve sonunda da başarılı yapımlar ortaya çıkıyor. Türkiye’de yayınlanan bazı polisiye filmlerinde çatışma anlarında kameraların sarsılması ve telefondan gelen sesin elektronik değil de normal insan sesi gibi geliyor olması da ne yazık ki amatör kareler olarak gözüme takıldı.

Yarışmalar: Türkiye’deyken Çarkıfelek, Var Mısın Yok Musun, Kelime Avı, Survivor ve Kelime Oyunu gibi yarışmaları inceleyebildim. Çarkıfelek ve Var Mısın Yok Musun yarışmalarının süreleri inanılmaz uzun. Kanalların 20-23 arasını tek programa kitlemek için belli sebebleri vardır diyeceğim ama aklıma benim pek mantıklı gelmiyor. Çarkıfelek normalde rafa kalkmış olması gereken bir format ama eğitim seviyesi düşük ülkelerde halen yayınlanmaya devam ediyor. Gelişmiş ülkelerin sanırım en cüzzi kanalarında belki yer bulabiliyordur. Var Mısın Yok Musun da süre ve kurgu olarak sıkıntılı. Yine profil eğitim seviyesi düşük kesime göre dizayn edilmiş ve içerisinde üzülerek söylüyorum “Ajitasyon ve sömürü” öğeleri kullanılarak rating kazanıyor. Programa yarışmacı olarak katılan engelli vatandaşların sanki kazanırlarsa para verilecekmiş şeklinde stüdyo da rating için harcanmasını olumlu karşılamıyorum. Konuk olarak katılan yabancı yıldızların belkide onların tedavi masraflarından iki kat fazla paraya geldikleri bir ortamda da yapılan televizyon yapımcılığını da ne yazık ki eleştirmek zorundayım. Stüdyodaki curcuna ve zamanın uzatılması için yapılan her türlü haraket bilinçli izleyiciyi bir süre sonra sıkıntıya sürüklüyor. Yine de birilerinin ekrana zengin olacağını izlemek ve o çıkacak paranın umuduyla ekran önünde tartışma yapmak da bizim izleyicilerimizin hoşuna giden bir başka detay olarak da gözüme takılanların başında yer alıyor. Survivor için de benzer şeyler yazılabilir. Kavga ortamı ve tartışmalardan kazanılan rating ile yürütülmeye çalışılan bir programcılık diye açıklayabilirim. Orjinallerini izleyenler varsa ne dediğimi daha iyi anlarlar diye düşünüyorum. Bunun yanında Kenan Işık’ın sunduğu Kelime Avı isimli yarışmayı daha olumlu buldum. İçerisinde enerji eksik ve durağan bir halde sürüyor. Önümüzdeki günlerde yayın hayatında sıkıntılar yaşama potansiyeli olabilir diye düşünüyorum. Kelime oyunu isimli yarışma içlerinde daha mütevazi duruyor fakat o da popüler kültürden ve profili daha düşük izleyiciden destek alamadığı için küçük çapta devam ediyor.

Reklamlar: Reklamlar elbette ki her kanalın en büyük gelir kaynağı. Reklamlarını izlediğimiz ürünler ise zaten yıllardır bildiğimiz firmalar. Genelde Türkiye’de reklam profilinin çok değişmediğini düşünüyorum. Kısıtlı ve bilindik ürünlerin reklamları dönüyor. Tayvan’dan bir örnek verirsem neredeyse her ürünün reklamı olduğu için sudan, sabuna, terlikten, farklı farklı gıdalara kadar geniş bir yelpazede ürün reklamları yapılıyor. Reklamlarımızın içerisinde yine her zaman kullanılan müzik ile ürünü anlatmak burada da epey yoğun biçimde yapılıyor. Bazı reklamlarımızı çok keyifli ve yaratıcı buldum. Reklamlara çok fazla bir şey söylemek yerine küçük bir dilekte bulunmak istiyorum. Dileğim daha çok firma bol ve geniş yelpazede televizyonlara reklam verebilecek güce erişir.

Televizyonculuğumuzun önünde daha uzun bir yol var. Şimdiye kadar çok değerli isimler yetiştirmiş olsak da yeni nesil televizyoncularımızın artık Türk eğlence endüstrisini ve projelerini dış dünyaya taşımalarının zamanının geldiğini düşünüyorum. Dileğim bu isimlerin içerisinde yer alarak gelecek 30 yıl içerisinde Türkiye’ye uluslararası arenada daha etkili bir isim kazandırmak.

Tayvan’dan sevgilerle,

Rıfat Karlova

www.rifatkarlova.com

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: