h1

Türk Yapımcılara Öneriler

August 19, 2010

Atmış olduğum başlığa bakarak beni sakın bu işin üstadı ya da her şeyi olarak görmemenizi rica ediyorum. Ben naçizane fikirlerimi ve eleştirilerimi yaparak Türk televizyonculuk sektörünün gelişmesini istiyorum. Bu yüzden de Uzakdoğu’da yer aldığım televizyon dünyasında gördüklerimin yanında diğer ülkelerin endüstrilerini de yakından takip etmeye çalışıyorum ki daha iyisini ve kalitelisini izleyicilere sunabilelim. Televizyon yapımcısının en kısa tanımını “Televizyona program üreten kişi” olarak açıklayabiliriz. İngilizcesi “Television Producer” ya da sadece “Producer”. Dünyanın her ülkesinde bu işi yapan binlerce insana rastlanıyor. Fakat bunların içerisinden sadece bazıları bu sektöre dünyaca yön verebiliyor. Onlarda televizyon için gerçekten program yaratabilen ekiplerle çalışan özel kişi ve kuruluşlar olarak tanınıyor. Diğer yapımcılar ise dış dünyadan gelen projeleri anlayıp, ölçüp biçip kendi ülkelerinde tekrardan ekrana getirenlerden oluşuyor. İkinci sırada saydığımız yapımcı tipi şu anda ülkemizde var olan yapımcıların büyük çoğunluğunu oluşturuyor. Bu tarz yapımcılar yurt dışından yakaladıkları bazı formatları bazen içeriklerinde oynayarak bazen ise hiç oynamadan ekranlarımıza getiriyor. Bazıları tutuluyor bazıları ise sessiz sedasız ekranlara veda ediyor. Tutma oranlarına baktığımız zaman ise % 50’den daha düşük olduklarını tahmin ediyorum. Dışarıdan program getiren çoğu yapımcımız belki de o ülkenin dillerini dahi bilmeden bu yapımları aracı kuruluşlar tarafından bulup ekrana uyarlıyorlar. Uyarlamacı diyebileceğimiz bir iş yapmalarına rağmen yapımcı sıfatıyla tanınıyorlar. Aslında yapılan “BUL- UYARLA-YAYINLA” üçgeninde dönüyor. Yurt dışında bu işi yapan bazı yaratıcı yapımcılar ise sürekli proje geliştirerek dış ülkelere güzel paralara satıyorlar. Hem ülkeleri adına ihracat yapıyor hem de kendi kültürlerini yurt dışına yayıyorlar. Bu gibi bir yapımın ülkemiz profilinde şu anda çıkması pek olası gözükmüyor. Sebebi ise çalışılan ekiplerin yerel olması ve dünya platformunu kaldıracak bir profile sahip olamamasından kaynaklanıyor. Program yapımcılarının da haklı olduğu yanlardan bir tanesi ise, hali hazırda tutmuş olan programların daha az risk taşıyor olmasından kaynaklanıyor. Dışarıdan program alırken zaten tüm stüdyoyu ve oradaki enerjiyi gördüğünüz için daha çabuk karar verebiliyorsunuz. Bu sayede yapımcı zaten yaratmak gibi bir güce ulaşmadığı için karşısına çıkan program önerilerine hemen sıcak bakabiliyor. İdealist bir yapıya sahip olmayan bir insanın da zaten amacı para kazanmak olunca yaratmak kelimesini çok kullanmamıza da gerek kalmıyor. Para kazanıyorsam iş bitmiştir mantığı burada da her şeyin önüne geçiyor. Bu tip uyarlamacı programcılık ise şu sorunu yanında getiriyor. “Üretememek” yani hazıra alışmak ve yaratıcılıktan uzaklaşmak. Şu anda dünya piyasalarına baktığımız anda zaten Türk ürünlerini herhangi bir güçlü pozisyonda göremiyoruz. Türklerin yaşadığı yerlerde olan Türk ürünleri rağbet görüyor olsalar da bir Fransız ya da Amerikan firmasının gücünün beklide çeyreği kadar tanınırlığımızın olmadığını üzülerek belirtmek istiyorum. İşte ortam böyle olunca da bizler her ürünümüzü neredeyse dışardan alıyor bir duruma düşüyoruz. Örneğin ben şu anda Samsung marka bir bilgisayar kullanıyorum, hemen yanımda Nokia cep telefonum var birde Çin’den gelmiş bir sürü elektronik alet etrafımı sarıyor. Ben 4 senedir Uzakdoğu’da yaşadığım için sizlerden daha yakından gözlemler yapabiliyorum. Mesela Tayvan’da büyük marketlerde Türk ürünlerinin içinde zeytinyağı ve birkaç çikolatadan başka bir şey bulamıyorum. Elbette ki bazı başarılı girişicilerimizin kendi çapında mücadeleleri oluyor olsa da bizler halen yut dışına bağımlı bir toplumun bireyleri olmayı sürdürüyoruz. İşte Türk yapımcılarımız da üretim yerine tüketimi ve hedef alarak işler yaptıkları için Edirne- Hakkari arasında gayet güzel paralar kazanabiliyorlar. Bunun yanında da “Ah bir yabancı proje patlasam” diye dua ederek bir program yakalamanın hesaplarını yapıyorlar. Edirne-Hakkari arasında gayet güzel tanınıyorlar olsa da dünyanın geriye kalan % 95 lik kısmında olmadıklarını göremiyorlar. Zaten bir tane güzel iş yakaladıktan sonra ise onu sonuna kadar kullanıyorlar. Buna en iyi örnek “Var mısın Yok musun” isimli 2005 yılı formatlı olan yarışma programını gösterebilirim. Yayınlandı bitti ve şimdi yeniden yayınlanıyor. Bunun sebeplerinden bir tanesi aynı yerden kazanılan yüklü miktarda paranın sonuna kadar kazanılmaya devam etmesi ve elde bir başka projenin olmayışı. Aynı şekilde “Survivor”ın yeniden yayınlanması da buna güzel bir örnek oluşturuyor. Yaratacak ekip de kurulmadığı için gelsin Edirne-Hakkari hattı. Yapımcılarımızın daha cesur olmaları ve en azından tüm programları yabancı ülkelerden almamaları gerekiyor ki ülkemizde de yeni yeni sektörler oluşsun. Bu sayede onlarca başarılı genç yep yeni projelere katılabilir ve bir süre sonra bizler yurt dışında tanınan işlerin içerisinde yer alabiliriz. Türk televizyon yapımcılarımız kesinlikle büyük paralar kazandıkları için belki daha büyük projelere girmeyi de düşünmüyor olabilirler. Ya da vizyonlarını sadece yerel işler olarak belirlemiş oldukları için gerek de duymayabilirler. Bu onlar için yeterli olabilir ama dış dünyada Türkiye’nin güçlenmesi isteniyorsa bu anlayışın sonlandırılması gerekiyor. Yabancı ülkelerin ulaşmış olduğu üretim anlayışı ve geliştirme hedeflerine yaklaşmamız için bizlerin de yeri geldiği zaman bazı riskleri almamız ve tüketen değil üreten bir ülkeye dönüşmemiz gerekiyor. Bu şu anda televizyon için geçerli değil diğer tüm ürünlerimiz içinde aynı önemi arz ediyor. Dilerim yazdıklarım yanlış anlaşılmaz. Burada amacım bizim ülkemizdeki yapımcıları kırmak ya da küçük görmek değil. Sadece kariyerini bu alanda hedefleyen ve Uzakdoğu’da televizyonda projeler üreten bir Türk genci olarak kendi düşünce ve görüşlerimi paylaşmayı bu sektörün geleceği için çok önemli görüyorum. Bu sayede de daha kaliteli işleri üretebileceğimize inanıyorum. İstenirse yapılır hayal edilirse yakalanır diyerek yazımı bitiriyorum. Hepinize saygılar, Rıfat Karlova http://www.rifatkarlova.com

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: