h1

Televizyon İçin Yarışma Formatı Nasıl Yaratılır?

July 25, 2010

Hepimiz az ya da çok hayatımızın bir bölümde yarışma programlarının etkisi altında kalmışızdır. İnsanı heyecanlandıran, bazen ise katılan yarışmacıların kaybetmeleri ile ekran başında herkesi derinden etkileyen yarışma programları tüm dünya televizyonlarının en etkili ve bir o kadar da yaratılması en zor programlarının başında gelmektedirler. İngilizce’de GAME SHOW olarak isimlendirilen yarışma programları son derece ince ve yer yer matematiksel hesaplamalar kullanılarak ortaya çıkarılmaktadırlar. Kimi yarışma programı soru cevap şeklinde ilerlerken kimisi ise tamamen şans üzerine kuruludur. Her dönemin kendine has özellikte olan yarışma programları 1950’li yıllardan bu yana tüm dünya ekranlarını kaplamaktadır.

Peki, bu yarışma programları nasıl yaratılır? Ülkemizde yayınlanan yarışma programlarının neredeyse tamamı yurt dışından geldiği için yaratıcılık konusunda sınıfta kaldığımızı ve milyonlarca dolarlık bir sektörün sadece alıcısı konumunda olduğumuzu üzülerek belirtmek istiyorum. Yabancı firmalar programları ve fikirleri üretirler daha sonra ülkemiz de dahil olmak üzere birçok ülkeye satarlar. Bu satışlardan da büyük paralar kazanır ve ülkeleri açısından ihracat yapmış sayılırlar. Daha sonra yurt dışından alınan programlar, ülkelerin izleyicileri göz önünde bulundurularak yeniden tasarlanır ve ekrana belli başlı eklemeler ile getirilir. Ülkemizde bu eklemelerin başında acitasyon, uzun bekleme süreleri, yardıma muhtaçların ekrada kullanılması, eğitimsiz kesime yönelik basit program sunumları gelmektedir. Yayın kalitesi düşse de sonuçta rating getirdiği için bu durum halen sürmektedir.

Şu anda Türkiye ekranlarında yarışma programları furyasını dizi furyası almış olsa da yeni sezonda yeni yarışmalar izleyicileri ile buluşacaklardır. Ben de Tayvan’da Uzakdoğu televizyon programlarında yer aldığım için kariyerimi geliştirdiğim televizyon ve sahne alanında birçok araştırma yaparak tüm dünya da oluşan eğlence endüstrisini yakından takip etmeye çalışıyorum. Bu alanda yazdıklarımı da geren Renkli Televizyon isimli sitemden gerekse bloğumdan okuyucularla paylaşıyorum.

Geçtiğimiz günlerde nette yine programlar ve formatları konusunda okurken karşıma Amerikalı bir gencin hazırlamış olduğu ilginç bir video geldi. Bu video da genç televizyon yarışma formatlarının nasıl yaratıldığını kendi bakış açısı ile mizahi bir şekilde anlatıyordu. Ben de eklemeler yaparak televizyona yarışma formatlarının nasıl yaratılabileceğini sizlerle paylaşmak istedim. Dilerim yararlı olur.

1- Mavi ve mor renklerin kullanılması: Amerikalı arkadaş birçok program stüdyosunun bu renklerden oluştuğunu iddaa etmişti. Daha sonrasında gösterdiği örneklerde aynı tonda renklerin birçok stüdyo da kullanıldığını belirtiyordu. Haksız da değildi. Yarışmanın havasına göre renk dizaynı yapıldığı için son zamanlarda heyecan gerektiren birçok yarışmada bu tonların kullanıldığını söyleyebilirim. İçerik olarak daha canlı formatlar da ise daha renkli stüdyo dizaynları kullanılmaktadır. Fakat çok renkli olması seyirciyi yorabilir. Bu yüzden mavi ve mor ağırlıklı tonlar, yarışmalar için en ideal renklerin başında gelmektedirler. Karanlık dengeli bir biçimde kullanılarak yarışmaya gizem verilirmektedir. Bu sayede seyircinin yarışmada gerginlik ve heycan duygusu yaşaması hedeflenir. 1 e 100 ve Kim 500 Milyar İster ? gibi formatları bu tür dizayna örnek olarak verebiliriz.

2-Akılda kalıcı bir isim: Yarışmayı yaratırken izleyicilerin akıllarında kalıcı ve etkili isimlerin seçilmesi de yarışmanın başarısını etkileyen faktörlerin başında gelir. Bunlara en güzel örnek olarak Deal or Not Deal, Who wants to be Millionare? gibi iki formatı verebiliriz. Yarışma adı çarpıcı olmalı, izleyiciyi etkilemeli ve program ile arasında bir bağ kurdurmaya yönelik olmalıdır.

3-Basit kurallar: Bir yarışmanın basit ama heyecanlı olması daha çok izleyiciyi ekrana çeker. Karmaşık ve anlatması yorucu yarışmalar izleyicileri yorar ve kafa karıştırır.

4- Canlı yarışmacılar ve duygusal anlar: Tüm dünya da yarışmalara katılan kişiler arasından en heyecanlı ve kendini yarışmaya en çok kaptıranları büyük ilgi görmektedirler. Yarışma anında yaşayacakları duygusal ve gerginlik anları izleyenleri de heyecanlandırır. Bu yüzden yarışmacıların soğuk bir şekilde stüdyo da yarışmaları istenmez. Yarışmacı yarıştığını izleyiciye hissettirmeli ve duygularını daha çok dışa vurabilmelidir. Ülkemiz de bu bölümlerde ne yazık ki gereksiz ve dozu kaçırılmış acındırma yapıldığı için olay duygulardan çıkıp bir sömürü halini alabilmektedir. Sömürülen insan yarışma sonrasında unutulurken onu sömürenler ülkenin en iyi noktalarına gelmektedirler. Sonuçta rating kazanmış ama yayıncılık ve etik kaybedilmiştir.

5-Herkes birşeyler kazanmalı: Bu kısımda önemli ama bazı ayarlamalar yapmamız gerek. Her yarışmacının kazanmasının imkanı yoktur bu yüzden de yarışmalarda bol miktar da kaybeden olmak zorundadır. Fakat hiç kimsenin kazanamaması demek de iyi bir şey değildir. Yarışanlar ödüller kazandıkça, izleyiciler de yarışma formatını daha çok benimserler ve kendilerinden bir parça olarak görmeye başlarlar. Bu yüzden yarışmanın eli açık olmalı ama büyük ödül de çok kolay bir şekilde verilmemelidir.

6-Yarışmacılara destek: Birçok yarışma formatında, yarışanlara sunucular tarafından yardım yapılır ve yarışmacıların yanında oldukları hissettirilir. Bu da hem kanalı hem de sunucuyu izleyiciye daha çok yakınlaştırır. Yayınlandığı dönemde Güner Ümit’in başarılı sunumu ve yarışmacılara yaptığı yardımlar ile TURNİKE programı izleyicisine güzel anlar yaşatmıştır. Kim 500 Milyar ister? isimli yarışma da ise seyircilere 3 avantaj hakkı sağlanarak yarışma boyunca zorlandıkları anda bir yardım sağlanmıştır, bu da izleyiciyi mutlu etmiş, yarışmacıların daha çok para kazanmalarını sağlamıştır.

7-Heyecanlı yerde kesmeler: Her ne kadar sevmesek de, yarışma programlarının en heyecanlı yerinde girilen reklam araları seyirciyi reklamların ardından kanalda tutmaya yöneliktir. Hem ara da reklamları izleyecekler hem de yarışmaya daha çok heyecen duyacaklardır. Bu kısımda eğer fazla reklam arası ve sürekli reklam yayınlanması durumunda ise seyirci programa karşı soğuyabilir. Reklamları format içerisinde eriterek izleyiciye sunmak gerekmektedir. İzleyicilerin de unutmaması gereken şey, reklam olmadan hiç bir ticari kanalın var olamayacağı gerçeğidir. Burada iki taraf da birbirlerini düşünmek ve saygı duymak durumundadır.

8-Devamı haftaya: İzleyiciyi deli edecek bir durumdur. Yarışma akıp giderken bir anda kesilir ve seyircilere devamını beklemeleri söylenir. Bu seyirciyi ikinci kısım için meraklandırsa da çoğu zaman çok mutlu etmemektedir. Kim 500 Milyar İster? yarışmasında sık sık bu taktik kullanılmıştır. Yarışma süreleri bilerek uzatılarak seyirciyi daha çok heyecanlandırmak ve reklamların süresini uzatarak daha çok gelir elde etmek hesaplanmaktadır.

Yarışma formatlarını yaratmak çok zor ve sistem gerektirmektedir. Ülkemizde de yaratıcılığın artması açısıdından kendi programlarımızın yaratılması zorunludur. Bu sayede hem ithalat yapmamızın önüne geçilir hem de genç yaratıcı beyinler sektöre kazandırılır. Daha sonrasında ise Türk yarışma formatları dünyaya açılmaya başlayacak hale gelir. Bu yüzden yaratıcılığımızı geliştirmeli ve televizyon sektöründe daha aktif olmalıyız. Hepinize Tayvan’dan sevgi ve selamlar.

Rıfat Karlova

http://www.rifatkarlova.com

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: