h1

Televizyon Formatları, Biz Neden Yaratmayalım?

May 29, 2010

Bugünkü yazımda televizyon formatlarına değinmek istiyorum. Ne yazık ki ülkemizin bu alanda üretiminin çok düşük olması yüzünden hem döviz kaybettiğimiz hem de genç üretken beyinleri kazanamayışımızın faturası bizlere bozuk televizyon formatları olarak geri dönüyor.  Batılı ülkeler ise ardı ardına projeler  geliştirerek hem kültürlerini hem de ekonomilerini dünyanın dört bir yanına yayabiliyorlar.  Başta İngiltere, Amerika ve Hollanda olmak üzere bu alanda üretim yapan yapım firmaların çoğalması ile beraber dünyanın dört bir yanına kendi televizyon yapımlarını satmayı başarıyorlar.

Format kelimesi aslında izleyiciye çok yakın bir kelime değil, özellikle son zamanlarda izleyiciler tarafından duyulmasının sebebi de yurt dışından alınan yapımların birbir ülkemiz ekranlarında yer bulması. Yabancı yapımların giderek artan derecede ülkemiz ekranlarında yer almaları ile uyarlama yapımlar ve format kelimesi az bir kitle tarafından da olsa duyulmaya başlandı. Şu anda halen profesyonel anlamda bu alana yatırım yapacak yapımcı sayısı düşündüğümün çok ama çok altında. Yapımcılar için genel hedef:  Riski daha düşük olan al-uyarla-izlet politikaları uygulamak. Durum böyle olunca da uluslararası düzeyde yaratıcı formatlara yönelik yatırım yapan yok diye tahmin ediyorum.  Böyle bir hedef var mı? O da olmayınca,  sorun yokmuş gibi gözüküyor. Ama şimdilik.

Biraz geçmişe dönersek yabancı yapımların ülkemiz ve diğer dünya televizyonlarında yavaş yavaş daha fazla yer almaya başladıkları 70’lere gidebiliriz. Benim  yaşım yetmediği için ben daha çok 80’li yıllar ile birlikte yabancı formatlar ile tanışanlardanım. Bonanza ve eski yapımları takip edememedim. Benim kuşağım “Mcgyver”,  “A-Takımı”, “Kara Şimşek”, “Yalan Rüzgarı” gibi yapımlara eklenen efsanevi  “Zenginlerde Ağlar” ve “Atlı Karınca” dizilerini izleyerek büyüdü. Bunlara ek olarak “Charles İş Başında”, “Kuzen Lerry”, “Hayat Ağacı” , “Out Of This World”, “Visitors” ve ” Cosby Ailesi” 80’lerin en sevilen dizileri olmayı başardı.

80’li yıllar ülkemiz de yabancı yapımların artarak yer aldığı yıllar olarak televizyon tarihimize geçti. Bu yıllarda yurt içinde biz çocukları ekrana kitleyen ” Susam Sokağı” ve elbette ki ” 7’den 77’ye” gibi programları  da anmadan geçmek istemiyorum. Özellikle rahmetli Barış Manço’nun programı Türk televizyonlarının en güzel programlarından biriydi.

90’lı yıllar ile birlikte ise özel televizyonların yayın hayatına girmesi ve uyduların daha geniş alanlara yayın yapmasıyla,  dünyanın birçok ülkesi batılı televizyon programları ile daha fazla tanışmaya başladı. Ülkemizde özel televizyon kanalları ile birlikte İngilizce’de ” Game Show” diye adlandırılan “Yarışma” programları ekranlarımızı süsledi. Ardı ardına diziler ve şovlar derken, televizyolarımız ve kültürümüz Amerika ve İngiltere’den etkilendi.  O zamanlarda yeni yeni uluslararası arenaya açılan televizyon formatları 2010 yılına geldiğimiz  günümüzde ise  televizyonculuk alanında gelişmiş ülkeler için büyük bir gelir kaynağına ve kendi başına bir endüstriye dönüştü.

Son yıllarda giderek büyüyen televizyon formatları ihracat pastası  yıllık 2.5 milyar $ gibi bir rakama ulaştı. İngiltere ve Amerika’nın başını çektiği bu format ticaretine Güney Amerika ülkeleri de belli oranda katılmaya başladı.  Günümüzde yarışma programlarından tutun da, dizi ve diğer birçok televizyon projesine kadar onlarca program yapımcılarına ve yaratıcılarına hatrı sayılır miktarlarda paralar kazandırmaya devam ediyor. Türkiye’nin ağırlıklı olarak müşteri konumunda olduğu bir endüstri olduğu için ne yazık ki dövizimizin yurt dışına akıp gittiği bir sektörü oluşturuyor.  Her ne kadar geç kalmış olsak da  artık toparlanması gereken bir endüstri olarak yatırımcılarını ve yaratıcılarını bekliyor.

Bu alanda yapılacak işbirliği, yatırım ve üretim sayesinde hem ülkemize döviz kazandırabilir hem de genç beyinleri yaratıcılık alanında istihdam edebiliriz diye düşünüyorum.  Ağırlıklı olarak müşteri konumunda bulunsak da, son birkaç yıl içinde Türk dizilerinin Arap ülkelerinde de ilgi görmeye başladığını düşünürsek en azından dizi formatlarının yavaş yavaş ülkemiz sınırlarının dışına çıkıyor olması ülkemizin döviz kazanması  ve tanıtımı açısından önem taşıyor.

Avrupa’nın birçok ülkesi de televizyonun doğuş ve emekleme zamanlarında diğer ülkelerin yapımları ile beslenmeye devam etti. 80 ve 90’lı yıllarda Amerika ve İngiltere’den uyarlanan yapımlar Almanya, Fransa, Avustralya gibi ülkeler de de seyirciler ile buluştu.  Hepimizin yakından bildiği “Saklanbaç”, “Çarkıfelek”, daha sonraları “BBG” , “En Zayıf  Halka”, “Kim 500 Milyar İster?” gibi efsane yapımlar dünyanın her yerinde yaratıcılarına büyük paralar kazandırması ile dünyaca başarı kazanan  yapımların başında yer aldı ve almaya devam ediyor.

Bu alanda yapılan Türkçe araştırma neredeyse yok, ne yazık ki yazılan  yazı sayısı da  çok ama çok az.  Yapımcı firmaların ise internet sitelerinde herhangi bir adımın atıldığına yönelik bir oluşum yok. Halbu ki, bu bir sektör ve profesyonel olarak yatırım bekleyen bir alan. Bunun önemini anlayan birçok yabancı firma bu alanda yatırımlarını çoktan başlattı.  İngilizce bu alanda yazılmış yüzlerce kitap ve makale mevcut, biz hazıra alıştığımız için para verip satın almayı daha çok seviyoruz sanırım. Bugün denk geldiğim bir site ilgimi çekti, ilgilenenlere iletmek istiyorum:http://tvformats.bournemouth.ac.uk/

Bu sitede televizyon formatları üzerine gayet ciddi  çalışmaların yapıldığını görünce batının bu alanda  ne kadar önümüzde olduğunu bir kez daha anladım. Ekip olarak çalışarak, televizyon formatlarını hem analiz ediyorlar hem de geliştiriyorlar. Durum böyle olunca da dünya format pastasının kaymağını da yemeği hak ediyorlar.  Bizlere de ne yazık ki, al-uyarla-izlet düşüyor.

Özellikle İngiltere ve Amerika format yaratıcılığı konusunda bizden en az 20 küsür sene önde oldukları için yakalamak o kadar kolay olmayacak gibi gözüküyor. En azından tecrübelerinin fazla olması ve bu alana hali hazırda yapmış oldukları yatırımın miktarı onları her zaman bu alanda bizden avantajlı yapacak. Bir diğer avantajları ise yaratıcı beyinlerin bu alana yatkın düşünce sistemine meğilli oluşu. Nasıl ve ne şekilde düşünerek program yaratılıyor bunun zeminini oluşturduklarını tahmin ediyorum.

Onların bizim önümüzde olmaları bizim format yaratamayacağımız anlamına gelmiyor. Bizlerin yapması gereken, doğru ekip arkadaşları ve bu alana yakın kişilerle bir araya gelerek formatlar konusunda adımlar atmamız. Daha çok fikir üreterek bu fikirler içerisinden en olgunlarını seçmeye başlayarak ilk adımlarımızı atmamız gerekiyor. Önce Türk televizyonlarına güzel yapımlar kazandırarak yavaş yavaş yurt dışına doğru da bir açılımın önünü açabiliriz. En başta kendimize ve bu alanda atacağımız yaratıcılık adımlarına inanmamız gerekiyor. Yapımcıların üretmekten korkmamaları ve ilk başta zor olsa dahi yatırımı göze almaları gerekiyor. Unutmayalım ki, bugünün dev markaları da zamanın da aynı zor şartlar altında adımlarını attılar ve bugün bir dünya markası haline geldiler. Hazıra konmak gibi yaratıcılığın en büyük düşmanına kapılmassak kendi projelerimiz çok geçmeden ülke televizyonlarına nefes aldırabiliriz. Televizyon yöneticilerinin de ideallerinin olması ve gerçekten inanmaları gerekiyor ki başarı gelsin. Bu şekilde birlikte atılacak adımların ardından hem ülkemizin gençlerini istihdam ederiz, hem de ileriye dönük uluslararası televizyonculuk için adımlarımızın başlangıcını atmış oluruz. İnanırsak ve birbirimizden güç alırsak kısa sürede ekeceğimiz tohumlarımız yeşerecek ve meyvalarını verecek. Neden olmasın değil mi? Unutmayalım “Hazıra dağ dayanmaz” biraz da biz yaratalım onlar izlesin.

Saygılarımla,

Rıfat KARLOVA

http://www.rifatkarlova.com

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: