h1

Uzakdoğu’da Televizyon

May 13, 2010

Televizyonculuk alanında eğitim alan ve bu alanda çalışan birçok kişinin genelde rotası batıya çevrilmiş durumdadır. Dünya televizyonlarının yönünü genelde Amerikan, İngiliz, Hollanda ve az da olsa Fransa  gibi uluslararası format yaratan ülkelerin şirketkeri belirler. Güney Amerika ise İspanyolca ve Portekizce konuşulan coğrafyanın televizyon programı üretim merkezidir. Brezilya dizileri halen dünyanın birçok yerinde seyircisi ile buluşmaya devam etmektedir.

İçlerinde Türkiye’nin de olduğu televizyon programı üretiminin kısıtlı olduğu ülkeler  başta ABD olmak üzere çeşitli programların kopyalarını ekrana getirerek kendi kültürlerinden yaptıkları katkılarla seyircilere sunarlar.  Bu tür al, uyarla, izlet biçimimdeki yapımlar Türkiye ekranlarında da sürekli olarak yer bulmaktadırlar.  Bunlara en güzel örnekler olarak Çarkıfelek, Survivor, Kim 500 Milyar İster?, Var mısın Yok musun?, BBG, Yemekteyiz vb. programları sayabiliriz. Türkiye’de bu tür programlar son  içeriğe dram,ajitasyon ve kavga eklenerek eğitim seviyesinin de düşüklüğünden faydalanarak izleyiciye  sunulur.

Ben bu sefer rotayı Uzakdoğu’ya çevirmek istiyorum ve  başta Tayvan olmak üzere buradaki televizyon dünyasının nelerden etkilendiğini, nasıl programlar yarattığını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Uzakdoğu’da televizyon ve üretim dediğimiz zaman en farklı ve en yaratıcı şovlara imza atanların başında Japonlar geliyor. Ülkemiz kanallarında da Japonya’dan alınmış birkaç program denendi fakat beklenen ilgiyi görmedi. Eğlence anlayışları farklı olduğu için Japon yapımlarının Türkiye’de başarılı olması için çok daha iyi uyarlanmaları ve alınırken iyi analiz edilerek seçilmeleri gerekiyor.

Japonya’nın üretmiş olduğu çizgi filmler ise tüm dünyayı kasıp kavurmaya devam ediyor. Power Rangers, Voltron, Tusubasa, Pokemon gibi hepimizin bir dönem  severek izlediği çizgi filmler Japon televizyon endüstrisinin  yurt dışındaki gücünü gösteriyor. 80’li yıllardan bu yana ülkemiz ekranlarının olduğu kadar diğer tüm ülkelerin de ekranlarında bolca yer alıyorlar. Japon dizileri 80’lerde Türkiye’de epey ilgi görüyordu ama artık onun yerini Amerikan dizileri aldı ve Japonya bu pastadaki bu payını kaybetti.

Japonların üretmiş olduğu televizyon programları bazen akıl sınırlarının gerçekten çok ötesine geçiyor ve Japonya dışında neredeyse yayınlanması imkansız hale geliyor. Japon yapımlarının benzerleri özellikle Tayvan televizyon yapımcıları tarafından alıntılanarak ekranlara getiriliyor ve televizyonlarda bir Japon havası esiyor. Japon şarkıcılar ve Koreli şarkıcılar ise bölgenin en dışa açık starları olarak göze çarpıyor. Özellikle son dönemlerde Güney Koreli Wonder Girls ve Super Junior gibi genç  grupların başarısı tüm Uzakdoğu’yu sarmış durumda. Durum böyle olunca da müzik ile birlikte aynı stilde şarkılar, aynı stilde giyinen gençler ve aynı stilde üretilen klipler ortaya çıkıyor.

Tüm bunların etkisi ile Tayvan’da ki televizyonculuk şekilleniyor.  Şu anda Tayvan televizyonlarını sarmış olan program şekli olarak en ön plana çıkan programları  sohbet programları oluşturuyor. Programların formatları çok zor değil, özel bir üretim veya düşünce pek fazla gerektirmiyor. Bu sohbet programlarına bir ya da iki sunucunun (hattan bazen dörde kadar çıkıyor) yanına B KA denen, şova espriler yaparak katkı sağlayan ağzı laf yapan kişiler alınıyor. Bunların yanına birkaç tane konuk getiriliyor ve bir de konu seçilerek o konu üzerinden başka konulara atlayarak programlar küçük ama renkli stüdyolarda kayıt ediliyor. Program uzunlukları genelde 1 saat, 48 dakika program 12 dakika reklam şeklindebanttan yayınlanıyor. Ne yazık ki 100’e yakın kanalın aynı program türlerini yayınlaması nedeniyle birçok sohbet programı birkaç ay geçmeden yayından kaldırılıyor. Programların en dikkat çeken özelliklerinden birisi de program boyunca bir klavyenin sohbete eşlik etmesi. Örneğin birisi espri yaptığı zaman sürekli yandan “boing”  “zoing” şeklinde çocuksu melodiler programa ekleniyor. Kayıt aşamasında ise konuşulanlar alt yazı olarak programa katılıyor. Tayvan’da canlı programcılık çok sınırlı, canlı şov programı ve öyle dev stüdyolarda gerçekleşen haraketli programlar yok.  Konular önceden sabitleniyor ve katılanlara neler konuşacakları belirtiliyor. Daha sonra o konu üzerinden sohbet yapay bir şekilde devam ediyor. Çince ses tonlarının bulunduğu bir dil olması yüzünden programlar daha kolay anlaşılmaları için alt yazılı olarak yayınlanıyorlar. Bu sayede programın anlaşılınabirliği arttırılıyor ve zor yazı karakterleri de Çinliler tarafından daha kolay şekilde hatırlanıyor.

Tayvan’da yaşayanların çoğunun Çinli olmasının nedeniyle yayınlanan programlar Kıta Çin ve Hong Kong gibi yerlerde de izleniyor. Çinliler için zaten Çin pazarı varken Japonların ya da Korelilerin izlemiş olup olmadıkları çok fazla önem taşımıyor. Çince yayınların yanında, adada binlerce yıldır yaşayan yerlilerin dilinde de yayın yapılıyor. Bunun dışında Çince’nin diğer farklı ağızları olan Hakkaca ve Fujiance de yayın yapan televizyon kanalları bulunuyor.  Budist kanalı DA Aİ, bölgede Çinlilerin takip ettiği diğer bir başka kanal olarak göze çarpıyor. Devlet kanalının dizileri ve eğlence programları da oldukça sık izleniyor.

Eğlence ve televizyon dünyasının yarattığı starlar da bölgede büyük etki yapıyor. Tayvan’ın ve Kıta Çin’in ünlü yıldızları da Japonya ve Kore gibi yerlerde onların yıldızları kadar ilgi pek toplamıyor dersem yalan olmaz. 1.3 Milyar Çinlinin yaşadığı Çin coğrayasına, Malezya, Singapur ve çevre ülkelerdeki Çinlileri de ekleyince Çinli yıldızlar daha çok güneye doğru bir açılım izliyorlar. Aynı şekilde programlar da Çinliler tarafından takip ediliyor.  Bu programların yanında Tayvan’da en sevilen programların içerisinde şarkı yarışmaları, gezi programları ve yemeklerin tanıtıldığı programlar yer alıyor. Haberler ise çok büyük olayların ender gerçekleşmesi yüzünden küçük haberleri büyüterek ekrana getiriyor. Çin kanalları ise devletin kontrolünün dışında yayın yapamıyor ve haberlerde sürekli bir olumlu Çin tablosu çiziliyor.

Genellikle birbirine benzer formatların yan yana geldiği programcılık anlayışında seyirciler program seçerken zorlanıyor. Tayvan’dan etkilenen Kıta Çin’de de buna benzer programlar yapılıyor ve  ünlü Tayvanlı sunucular Kıta Çin’de de eğlence programları sunuyorlar. Kıta Çin’de ekrana gelen diziler sürekli Çin tarihinin belirli dönemlerini anlatan konulardan seçilerek çekiliyor ve bu da yaratıcılığı ister istemez etkiliyor.  5000 senelik derin ve güçlü bir tarihe sahip olan Çin için tarihini filme çekmek ise kültürün diğer kuşaklara daha etkili anlatılmasına yarıyor.  İnternet ortamlarında ise Çin siteleri YOKU ve TUDOU Tayvan programları ile dolup taşıyor. Bu siteler de yine kontrollü şekilde videolar yayınlıyorlar. Kıta Çin’de yaşayanların Tayvan programlarına karşı epey bir ilgileri var ve bu da Tayvan için Çin’in dev pazarında avantaj sağlıyor.

Amerikan yapımlarına gelirsek, elbette ki Amerikalılarınözellikle  filmleri ve dizileri Uzakdoğu’da büyük ilgi görüyor. Amerikan şovları pek televizyon yapımcılarının kaynağı olarak kullanılmasa da az çok bazı skeçlerin Amerikan formatlarına yakın olduğunu söyleyebilirim. Japonların kendi program formatları dış dünyada pazar bulurken, Tayvan ve Kıta Çin’in böyle bir adımı ve birikimi şimdilik yok. Gerçi bu yönde hedef de olmadığı için çok sorun de gözükmüyor. Tayvan’da yaşayan yabancıların yerel programları izleme oranları çok düşük, çünkü kültürel farklılıklar, çocuksu sohbetler bir süre sonra yabancı izleyiciyi kaçırıyor. Çinli yine kendi izleyip kendi gülüyor.

Televizyon alanında kariyer yapmak isteyenlere ve bu alanda çalışanlara farklı alternatif olması açısından Uzakdoğu televizyon ve eğlence dünyasını takip etmelerini tavsiye ediyorum. Çok farklı program anlayışları, yeni şovlar ve renkli stüdyoların nasıl hazırlandığını daha yakından görebilirsiniz. Japonya bu konuda bölge de uzun süre en etkili üretim merkezi olacakmış gibi duruyor.  Bölgenin yıldızlarını ve Çin sinemasının 100 milyon dolar harcayarak çektiği filmleri daha yakından gördükçe ABD’den biraz uzaklaşıp nefes almak isteyebilirsiniz. Özellikle Çin’in sinema ile başlayan etkisi yavaş yavaş da olsa bölgenin sınırlarını aşacağının sinyallerini veriyor.

Uğur Rıfat Karlova

http://www.rifatkarlova.com

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: