h1

Varoluşumuzun ve Yokoluşumuzun Arasındaki Denge “Su”

April 25, 2010

Hayatımızı sürdürebilmemiz ve doğanın sağlıklı bir şekilde var olabilmesi için gerekli olan suyun önemini hepimiz az ya da çok biliyoruz. Sıcak bir günde susayıp nasıl büyük bir zevkle suya koşuştuğumuzu ve lıkır lıkır içtiğimizi ise belki kelimelerle bile anlatamayız. Su, hayatımızın varoluşun en büyük nedenlerinden biri ve hatta belki de en önemlisidir. İnsan vücudunun % 70’i sudan oluşmakta ve bu suyun bir bölümünü kaybettiğimiz anda hayatımız riske girmektedir. Ürünlerimizi sağladığımız tarlalarımızı, çiçeklerimizi, bahçelerimizi suladığımız, günlük temizliğimizden tutunda aklımıza gelecek her yerde kullanığımız suyun nasıl hayatımızdan akıp gittiğini hiç düşündünüz mü?

Bu ay yayınlanan National Geographic dergisinin özel sayısında neredeyse 200 sayfalık bir su çalışması yapılmış ve suyun hayatımızdaki öneminden tutunda nasıl yok olup gittiği resimlerle, sayılarla ve çarpıcı analizlerle anlatılmış. Kütüphanede saatlerce bu sayıyı büyük bir iştahla okuduktan sonra kapıldığım derin düşüncelerin ardından hemen bir yazı yazmam gerektiğini düşünerek gezegenimizde günden güne akıp giden su kaynaklarımızın korunması konusunda bir nokta kadar etki yapabilmenin bile ne kadar önemli olduğunu tüm gücümle paylaşmak için hemen bilgisayarımın başına koştum. Belki 200 sayfa bir yazı olmayacak ya da çok detaya değinemeyeceğim ama dünyamızdaki kullanabilir temiz suyumuzun yok oluşunun ne kadar ciddi bir tehdit olduğunu ve geleceğimizi nasıl kaybettiğimizi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Dünyanın dengesini en çok bozan unsur olan insanoğlu gezegenin bir köşesinde suyun tüm nimetlerinden yararlanırken diğer köşesinde ise günde bir kaç litre dahi bulamadan hayatını geçiriyor, geçirmeye çalışıyor desek daha doğru olur. Gezegenimizin dört bir yanının okyanuslarla çevrilmiş olması suyumuzun ne kadar bol olduğu anlamına gelmiyor, çünkü tuzlu olan bu su kaynaklarını hayatımızda çok fazla kullanamıyoruz. 6 milyardan fazla insanın yaşadığı dünya da kullanılabilir su kaynaklarımızın oranı ise % 1. Evet, dünyamızda bulunan suyun sadece % 1 gibi ufacık bir kısmı ile hayatımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Tüm gezegende yaşayan canlıların da en az bizim kadar bu su da haklarının olduğunu düşünürsek çeşmelerimizden (sadece şanslı olanların) akan suyun ne kadar değerli olduğunu sanırım daha iyi anlayabiliriz.

Bu ayki National Geographic dergisinin hazırlamış olduğu su özel sayısının ve ekte verilen haritasına baktığımız zaman ise ülkemiz kullanılabilir su kaynakları yönünden ne yazık ki fakir olan ülkeler arasında yer alıyor. Tüm bu kısıtlı su kaynaklarımıza rağmen ne yazık ki ülkemizin çoğu yerinde yine kendi vatandaşlarımız tarafından suyumuz boşa harcanmaya ve yanlış kullanılmaya devam ediyor. Aşırı ve bilinçsiz sulamanın İç Anadolu’da yaşattığı kuraklıkları ve kuruyup giden su kaynaklarımızın haberlerini sık sık okuyoruz. Peki, önlem alıyor muyuz?

Gelişmiş ülkeler sadece su borularından sızıntı yoluyla akıp giden suya dahi önlem alabilmek için milyonlarca dolarlık yenileme çalışmaları yapıyorlar. Birçok şehirde borulardan sızıp yok olan suyun oranı ise %15-40 arasında değişiyor. Tüm bu kayıpların önüne geçmeye çalışan ülkeler ise diğer taraftan dünyadaki suyun büyük bölümünü tüketmeye devam ediyorlar. Başta Çin, Hindistan olmak üzere ardından ABD dünyanın en çok sulama yapan ülkeleri olarak öne çıkıyor. Özellikle ABD’de yaşayan bir insan dünya ortalamasının iki katından daha fazla su tüketiyor. (6, 814 litre) Çin ise dev nüfusunu beslemek ve kuzey bölgesindeki kuraklığa çare bulabilmek için Yangze nehrinde 60 Milyar dolarlık baraj yapımına tüm hızıyla devam ediyor. Özellikle su kaynaklarına kısıtlı derecede ulaştığımız bu yüzyılda yer altı suları hayatımız için en önemli su kaynağı rolünü üstleniyor. ABD nüfusunun yarısı içme suyunu yer altındaki kaynaklardan sağlıyor. Fakat dünyanın birçok bölgesinde aşırı yer altı suyu pompalanması bu kaynakların kurumasına neden oluyor. Yer altı sularını ençok israf eden bölge ve ülkeler arasında Kuzey Çin, Hindistan, Ortadoğu, Batı ABD, İran ve Meksika geliyor.

Gelişmiş ülkeler su politikalarını daha ciddiye alarak büyük kampanyalar ile şehirlerini yeniden düzenliyorlar. Dünyanın bazı gelişmiş ülkelerinde örneğin Amerika’nın Portland ve Chicago gibi şehirlerinde çatılarda yeşillendirme çalışmaları yapılıyor ve bu sayede suyun daha etkili tutulması ve kullanılması sağlanmaya çalışılıyor. Aynı şekilde Japonya’da da çatılarda kurulan bahçeler sayesinde doğanın dengesi korunmaya çalışılıyor.

Yazmak istediklerim o kadar çok ki, sayfalarla anlatılabilecek bir konu olan su kaynakları konusunu yazımı daha rahat okuyabilmeniz için bundan sonraki bölümde madde madde sürdürmek istiyorum. Suyun hayatımızdan akıp gitmesine gönlüm razı olmuyor ve en azından rakamlarla suyun önemini anlatmaya çalışarak dünyada neler olup bittiğini sizlerle paylaşmak istiyorum.

İşte rakamlar:

· Gelişen ülkelerde sanayi atıkların % 70’i su kaynaklarına salınıyor.

· Dünyanın en büyük nehirleri (Nil, Colorado, Sarı Irmak, Ganj, Indu, Murray, Rio Grande, Amu Derya) aşırı kullanım yüzünden yılın belli dönemleri denize ya çok sınırlı ya da hiç ulaşamıyor.

· Yaklaşık 1 milyar insan temiz ve güvenli suya ulaşmakta zorluk çekiyor.

· Doğanın dengesini korumak ve artan nüfusu besleyebilmek için dünya su üretimini 2025 yılına kadar iki katına çıkarmamız gerekiyor.

· Afrika ülkelerinin % 40’ı Asya’nın ise % 53’ü içme suyuna ulaşmakta zorluk çekiyor.

· 2025 yılında dünya nüfusunun 3/2 si suyun kısıtlı olduğu bölgelerde, 1.8 milyar insan ise kuraklığın olduğu yerlerde yaşıyor olacak.

· Dünyada her yıl 3.575 milyon insan suya bağlı hastalıklardan yaşamını yitiriyor. Bu ölümlerin % 98’i gelişmekte olan ülkelerde yaşanıyor.

· Bir Amerikalının 5 dakikalık duşta kullandığı su gelişmekte olan ülkelerde yaşayan bir insanın günlük su kullanımından fazla.

· Fakir mahallelerde yaşayan insanlar suya aynı şehrin zenginlerinden daha fazla para ödemek durumunda kalıyor.

· Çin dünya nüfusunun yaklaşık % 20’sine su kaynakları olarak ise % 7’sine sahip.

· Brezilya, ABD, Çin, Kanada, Rusya, Endonezya ve Kolombiya dünya su kaynaklarının yarısına sahipler.

· Tatlı su kaynaklarında yaşayan canlıların tükenme riski denizlerde yaşayan hayvanlardan 6 kat daha fazla.

· 2.5 milyar insan temizlik için kısıtlı suya ulaşabiliyor. Bu insanları 1.2 milyarı ise hiç ulaşamıyor.

· Her 1 dakikada 4 çocuk suya bağlı hastalıklardan yaşamını yitiriyor.

· Dünyada milyonlarca kadın ve çocuk evlerine sadece kirli su taşımak için uzak mesafeler kat ediyor.

· Su ile en çok temas eden insanlar ise ev kadınları, suyun daha etkili kullanılması için dünya kadınların bilinçlendirilmesi gerekiyor.

Gördüğünüz gibi üzücü rakamların boyutları ortada ve bize düşen ise bundan sonra çeşmelerimizi açarken biraz daha dikkatli olmak, çevremizde suyun daha düzgün bir şekilde kullanılmasını sağlamak ve yeni projeler üreterek dünyamıza hak ettiği değeri vermek. Muftağa gidip bir bardak su doldurmanın aynı gezegeni paylaştığımız bazı insanlar için hayal olduğunu unutmadan geleceğimizi ve suyumuzu korumamız gerektiğini lütfen akıllarımızdan çıkarmayalım.

Saygılarımla

Uğur Rıfat KARLOVA

http://www.rifatkarlova.com

Kaynaklar:

1. http://environment.nationalgeographic.com/environment/freshwater/freshwater-101/

2. http://water.org/learn-about-the-water-crisis/facts/#water

3. National Geographic April 2010.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: