h1

Televizyonda sömürüye hayır, lütfen!!

April 25, 2010

Uzun zamandır işim ve kariyer hedefim olarak üzerinde kendimi geliştirmek istediğim ve aynı zamanda Uzakdoğu’da sürdürdüğüm eğitimim yanında yer aldığım televizyon-sahne programlarını daha da kaliteli yapabilmek için dünya ve ülkemizin televizyonlarını elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum. Bu yazacaklarım benim Türkiye’de gelecek kariyerimi etkiler mi bilemem ama gelecekte eğer bugünkü televizyonlarımızı istila eden birileri gibi sömürü ile para kazanacak ya da fakir fukara edebiyatı ile insanları kullanarak bir yere geleceğime hiç oralara gelmemeyi kendime ve beni izleyenlere karşı bir saygı olarak kabul ediyorum. Çok para kazanmak ama en azından da karakterimi de kaybetmem, varsın kaybedilen para olsun. Bu devir için aptal denecek bir söz sanırım ama varsın bu da benim aptallığım olsun.

Ülkemizin eğitimli ve gerçekten kaliteli insanlarının olduğunu biliyorum, dileğim bu kesimden başlayacak renkli Türkiye adımları ile ülkemizin her alanda daha kaliteli ve dünyaca değer kazanacak işleri ortaya çıkarabilmesi. Buna inanıyorum ve dilerim bu yazdıklarım internet çöplüğünde kaybolmaz ve küçük dahi olsa toplumumuzdaki bireyleri olumlu yönde etkileyebilir.

Ülkemizin zaten kısıtlı olan imkanlarında ve zor ekonomik şartlarında zor yetişen genç yeteneklerin, televizyon programlarında harcanmalarına ve bu bozuk program formatlarının içinde kaybolmalarına ne yazık ki çok üzüldüğümü üzerine basarak belirtmek istiyorum. Programları zaten yaratmaktan aciz isimlerin ve yıllardır aynı şeyleri izleyiciye sunanların zirve yaptığı, ülkemizin yaratıcı gençlerini zincirleyerek kazançlarına kazanç kattıkları bir düzenin içinde daha ne gibi kaliteli insanlar harcanacak çok merak ediyorum. Dünyayı takip ettiklerini öne sürerek hem halkımızı kandırdıkları gibi kendi kendiilerini gazlamalarını ise içim acıyarak izliyorum.

Eğitimsiz kesimden peydahlanan, birilerinin eksik yönlerini mizah malzemesi yaparak rating uman ülkemizin önemli diye tabir edilen insanlarının neden parayı vicdanlarına tercih ettiklerini anlamıyorum. Türk örf ve adetlerine balta vurarcasına toplumumuzu zehirleyerek geleceğimize zarar veren günü kurtarmaya çalışarak yarınlarımızı kirleten bu isimlerden rica ediyorum. Lütfen televizyonları ve başka yerden kopyaladığınız programları acı ile yoğrulan, göz yaşından para ve rating uman silahlara dönüştürmeyiniz. Yaptığınız işe, topluma ve kitlelere saygı duyunuz. Bugün sizin acı ile doldurduğunuz bu silah yarın patladığı zaman cebinizde paranız olabilir ama inanın kaybettiğiniz değerleri para ile alamazsınız.

Benim yazım bile bu internet aleminde okunmaz okunsa da belki unutulup gider ama ben yinede yazmaktan ve kariyerime çomak sokmaya çalışabileceklerinden çok korkmuyorum, ülkemizde televizyon izleyen az ya da çok kim var bilemiyorum ama bu yayıncılık anlayışı ile bir yere gitmeye çalıştığımız takdirde gelecekten çok bir başarı da beklememiz gerektiğini daha iyi anlıyorum.

İnsanlarımızın yardım edilecek durumda olmaları demek onları televizyonlara çıkarıp işte ben yardım ediyorum ey halkım görün ben ne adamım demek değildir. Yardım kimseye söylemeden yapıldığı zaman gerçek değer taşır. İnsanların önünde birileri gözlerinden yaşlar dökerken şov yaparak cebini dolduranlar bu geldikleri yerden aynı hızda ineceklerini ve tarihin unutulan sayfalarına yerlerini alacaklarını unutmasınlar. Umurlarında değildir eminim, çünkü en kaliteli arabalara en güzel evlere sahiptirler ama para ile alamayacakları vicdan, dürüstlük gibi birçok erdeme sahip değillerdir. Hayatı hayat yapan bizim ne kadar zengin olduğumuz değil, ne kadar kaliteli bir insan olduğumuzdur. Kalite, insanları rant için sömürmek değil, kendimizi dünden ileriye götürmektir. Kalite toplumumuzu kötü yönde etkilemek değil onlara örnek olmak demektir.

Televizyonda dünyanın her yerinde ne kadar kalitesiz ya da kötü program yapılırsa yapılsın, bu Türkiye’de de aynısı yapılacak anlamına gelmemelidir. Kaliteli ve orjinal televizyon cesaret, eğitim ve bilinçli yönetim gerektirir. Bugünün ülkemiz televizyonlarında insan sömürüsüne, gözyaşına, hastalığa ve acımaya prim vererek kazanç sağlayan isimler günü kurtarmışlardır ama gelecek tehlikededir.

Renkli bir televizyonculuk anlayışının gerçekleşmesi dileğiyle, Uzakdoğu’dan sevgilerimle.

Rıfat Karlova

www.rifatkarlova.com

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: